Değerli Mü'minler!
Numan ALADAĞ

Değerli Mü'minler!

<p><span style="font-size: medium;">&Uuml;lkeler, kurumlar ve aileler arası, d&uuml;şmanlarınıza karşı Zafer kazanabilmeniz i&ccedil;in, silah kullanarak savaşmanıza gerek yoktur. D&uuml;şmanlarınızı, tembelliğe, l&uuml;ks t&uuml;ketime alıştırma, kayıt dışı (Kara para) ekonomik hareketliliğe izin verilmesi ve ehil olmayan insanların tasarruflarına sorumluluk vermeniz yeterli olur. D&uuml;şmanlarınız a&ccedil; kaldığı zaman, karnını doyurmakla uğraşır; tembellerin, ekonomik krizleri m&uuml;nasebetiyle d&uuml;şman ile uğraşma g&uuml;c&uuml; ve zamanı olmaz.</span><br /> <br /><span style="font-size: medium;">Toplumda, zulme yol a&ccedil;an gayr-i meşru kazan&ccedil; şekillerinden biri de r&uuml;şvettir. R&uuml;şvet alan da veren de dinen k&ouml;t&uuml;lenmeğe ve ayıplanmağa m&uuml;stehaktır. Zaten yapılması gereken bir işin, bir menfaat karşılığı yapılması veya ehliyetli olmayan kişilerin layık olmadıkları mevki ve makamlara getirilmesi r&uuml;şvettir.</span><br /> <br /><span style="font-size: medium;">Kayıt dışı kazan&ccedil;lar, toplumun en b&uuml;y&uuml;k hastalıklarından ve en &ouml;nemli tehlike habercilerindendir. Kayıt dışı kazan&ccedil;lar, haklıyı haksız; doğruyu yalancı liyakatliyi ehliyetsiz duruma d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r. &Ouml;te yandan ehliyetsiz ve liyakatsız kişilere, menfaatler m&uuml;şterektir ahlakı uygulanarak, ehil ve başarılı g&ouml;r&uuml;l&uuml;r yasak ve gayri meşru faaliyetler normal ve meşru imiş gibi işlem g&ouml;r&uuml;r. Adalet ve hakkaniyete riayet edilmeyen toplumlarda; herkes hakkını, kendi kuvvet ve kabiliyetini kullanarak almaya yeltenir. Bu ise, huzursuzluğun k&ouml;kleşmesi demektir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) hadis-i şeriflerinde: ''R&uuml;şvet veren de alan da cehennemliktir.'' buyurmak suretiyle bu k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml; yasaklamıştır.</span><br /> <br /><span style="font-size: medium;">Dinimiz emanetlerin ehline verilmesini emretmiştir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) hadis-i şeriflerinde ''İş (G&ouml;rev), layık olmayana verildiğinde kıyameti bekleyin.'' buyurmuşlardır. İslam, hak ve Adalet mefhumu ile bağdaşmayan bir i&ccedil;timai felaket olan r&uuml;şveti, kesin olarak yasaklamış, bu &ccedil;eşit kazan&ccedil;ları haram saymıştır. Hatta r&uuml;şvet alanın daha sonra t&ouml;vbekar ve pişman olmasını dahi dikkate alarak, r&uuml;şvet olarak verilen maddenin kabzedilmesiyle işin bittiğini kabul etmemiş; alınan şeyin geri verilmesini gerekli saymıştır. Bor&ccedil; alan kimsenin, bor&ccedil; aldığı kimseye &ouml;nceden bir şey takdim etmesi ş&uuml;pheli bir hediyedir. Akdin faiz ve r&uuml;şvet ş&uuml;phesine bulaşmasına yol a&ccedil;ar.</span><br /> <br /><span style="font-size: medium;">Emevi Halifelerinden &Ouml;mer İbn Abd&uuml;laziz: ''Hediyeye, Resulullah zamanında hediyye idi. Bug&uuml;n ise r&uuml;şvet olmuştur.'' demiştir. Bazı devletlerin yıkılış ve gerileme devirlerinde r&uuml;şvetin ne derece yayıldığı ve ne kadar değişik isimler aldığını okurken, &Ouml;mer İbn Abdulaziz'in s&ouml;z&uuml;ndeki inceliği takdir etmemek m&uuml;mk&uuml;n değildir.</span><br /> <br /><span style="font-size: medium;">Değerli okuyucular! Cehalet b&uuml;t&uuml;n ahlaksızlıkların anasıdır. K&uuml;lt&uuml;r bildiklerimiz değildir, &ouml;ğrendiklerimizi unuttuktan sonra ne kalmışsa k&uuml;lt&uuml;r odur.</span><br /> <br /><span style="font-size: medium;">K&uuml;lt&uuml;rs&uuml;z insan b&uuml;t&uuml;n varlığı ile yaşadığı ana bağlıdır. Kayıtsız şartsız olayların h&uuml;km&uuml; altında bulunur. K&uuml;lt&uuml;rl&uuml; insan ise başına gelenleri aşan bir tarafı vardır. Bir anın bir yerin adamı değildir. Fikirlerindeki serbestlik onu bir ka&ccedil; mekana birden taşır. Endişe ve &uuml;z&uuml;nt&uuml;leri tahamm&uuml;l&uuml;n&uuml; aşsa bile, bir doktorun vecizesini hatırlar, bu da onun sabırlı olması ve tahamm&uuml;l&uuml; aşan &uuml;z&uuml;nt&uuml;lere g&uuml;l&uuml;msemesi i&ccedil;in kafi gelir.</span><br /> <br /><span style="font-size: medium;">İnsanın tabiat vergisi olan kabiliyetleri kendiliğinden &ccedil;ıkan şifalı bitkilere benzer; okuyarak budanmaları ve işlenmeleri lazımdır.</span><br /> <br /><span style="font-size: medium;">23-63 Ekseni' nin yakın Tarih'ten g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar &ccedil;ektiği ızdıraplardan daha &ccedil;ok ka&ccedil;ırdığı fırsatların acılarını hatırlaması gerekir. Vicdan muhasebesi yaparak hayatını yaşayan ve vicdanlı olarak helal miraslar bırakan, şeytanca d&uuml;ş&uuml;nen z&uuml;l&uuml;mkarların ve şeytanın hesabını bozar. Onun i&ccedil;indir ki, T&uuml;rkiye Cumhuriyeti arşivlerinde de Harran ve Ak&ccedil;akale halkının, Ruhundaki Vatan sevgisi ve Milli benliğinden hi&ccedil; bir zaman taviz vermediğini ve ırk&ccedil;ılık yapmadığı belgelerle a&ccedil;ık ve net olarak ortadadır. Harran ovası ve Elazığ halkının ruhundaki Vatan severliliği fırsat bilinerek daima yetim bırakılmıştır. Yetim kalmasının ilk sırada yer alanlardan biri de, mayınlı sahalar ve hazine arazileri'nin Suriye' den gelenlere, başta Suriye Ermenileri olmak &uuml;zere verilirse, Harran-Ak&ccedil;akale halkı şaşırmasın! Harran ve Ak&ccedil;akale' yi, bir tarımsal reel sekt&ouml;r merkezi haline getirebilecek temsilciler olsa, mayınlı saha ve hazine arazilerine sahip &ccedil;ıkıp, daima g&uuml;ndemde tutulacak ve b&ouml;ylece jet hızı ile vurdum duymazlık kararların &ccedil;ıkması frenlenmiş olacaktır. Harran-Ak&ccedil;akale'nin Milli ve stratejik konuları savunup daima TBMM k&uuml;rs&uuml;s&uuml;nde g&uuml;ndem de tutanlara ihtiya&ccedil; vardır. Harran-Ak&ccedil;akale gibi, Elazığ da aynı şekilde stratejik &ouml;nem taşımaktadır.</span><br /> <br /><span style="font-size: medium;">Elazığ-Şanlıurfa, bug&uuml;n ağa&ccedil;landırma ile bir oksijen deposu ve tarımsal sanayinin &uuml;sleri olması gerekirken, ne yazık ki, yabancı sermayeye dayalı b&uuml;y&uuml;k alışveriş merkezleri yerini almış olup, halk l&uuml;ks t&uuml;ketim, zaman israfı ve r&uuml;şvet alışverişinin hareketliliğine terk edilmiştir. Keban barajı inşaatının başlaması ve Harran ovasına su gelmesiyle &ccedil;ift&ccedil;i eğitilip bir tarım cenneti olabilirdi; ne yazık ki, Milli tarımın gelişmesi beklenen yer de yerini alamamıştır. Milli tarımın yerine, Elazığ-Şanlıurfa halkı, benim &ccedil;ocuğumu kamu kuruluşuna işe aldırırsan, &ouml;rneğin X X lira veririm, benim şu negatif sorunumu pozitif hale getirirsen şu kadar para veririm borsası hareketlilikleri hakimiyet kazanmıştır.</span><br /> <br /><span style="font-size: medium;">Cenab-ı Allah, 23-63 Eksenine Allah'tan korkan ve vicdan muhasebesi yapan idarecilerle, y&ouml;netilip eğitilmesini nasip etsin. Haram faaliyetleri olan ihanet şebekelerinin şerrinden muhafaza etsin.</span><br /> <br /><span style="font-size: medium;">Elazığ-Şanlıurfa-Harran-Ak&ccedil;akale halkı, haram işlerle uğraşan politikacılara &ouml;nem vermeyerek, işledikleri g&uuml;nahlara ortak olmamalıdır. Namuslu, şerefli ve Allah korkusu olanlar, hangi siyasi parti de olurlarsa olsunlar, bu ahlaktaki adaylara destek verilmelidir. Namusu, şerefi kıt, Allah korkusu olmayan ve kendisini yalnız d&uuml;nya işlerine adayanlar ile aynı ekranda aynı şarkıyı s&ouml;ylerseniz, her t&uuml;rl&uuml; negatif (Pisliklerini) faaliyetlerini kab&uuml;llenmiş olup, g&uuml;nahlarına ortak olursunuz.</span><br /> <br /><span style="font-size: medium;">Netice olarak: Allah'tan korkuyorum, M&uuml;sl&uuml;manım, Vatan severim ve Haram yemem diyenlerin, perde arkası bunların tersini yapıyorsa O insanlar da, namus, şeref ve Allah korkusu olduğundan bahsedebilir misiniz? O zaman bu m&uuml;nafık ve riyakarlara T&uuml;rkiye genelinde fırsat vermemelidir ki, T&uuml;rk halkı g&uuml;nah işlemeyip sağlık ve huzur i&ccedil;erisinde hayatını idame edebilsin. A&ccedil;ık ve net olarak, Allah korkusu olmayanlara destek verenlerin o kişilerle hi&ccedil; bir farklarının olmadığını teyit edilmiş olur.</span><br /> <br /><span style="font-size: medium;">Bu yazılanlar: Din-i, Milli ve 23-63 Ekseninin stratejik &ouml;nem taşıma konularının, B&uuml;y&uuml;k T&uuml;rk Milletinin bilgisine sunup paylaşmaktır.</span><br /> <br /><span style="font-size: medium;">Fransız muharriri Paul Bourget, ruh hastaları ile yakından ilgilendiği i&ccedil;in sık sık deliler evine uğrarmış. Birg&uuml;n orada dolaşırken, mermer avlunun ortasında sandalyeye oturmuş, ucuna &ccedil;engelli iğne bağlı uzun bir ipi elinde olta gibi tutan bir deli g&ouml;rd&uuml;. Dayanamadı:</span><br /><span style="font-size: medium;">''Nasıl, dedi, bari &ccedil;ok balık avlıyormusun?'' sormuş. Deli s&uuml;k&uuml;netle cevap vermiş:</span><br /><span style="font-size: medium;">''Bu sabahtan beri, siz, avladıklarımın &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml;s&uuml;n&uuml;z.'' s&ouml;ylemiş.</span><br /><span style="font-size: medium;">Vatan şehitlerini, T&uuml;rkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atat&uuml;rk'&uuml; Rahmetle, Gazileri ş&uuml;kranla anar. Hastalara şifa-i şerifler dileriz.</span></p>
DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Bakın Şanlıurfalılar Belediye Başkanı Hakkında Ne Demiş?
Bakın Şanlıurfalılar Belediye Başkanı Hakkında Ne Demiş?
Şanlıurfa GAP Havalimanı HDP Mv. Sn. Ömer Öcalan Tarafından Meclis Gündemine Taşındı!
Şanlıurfa GAP Havalimanı HDP Mv. Sn. Ömer Öcalan Tarafından Meclis Gündemine Taşındı!