ÇOK GEÇ OLMADAN
Feridun ÖNCEL

ÇOK GEÇ OLMADAN

ÇOK GEÇ OLMADAN

Türkiye, bugünlerde eskiden ve defalarca izlediği bir filmi yeniden seyrediyor. İnsanlar, devletin tavrını “hatalı” veya “eksik” buluyor ve bizzat devreye girme ihtiyacı hissediyor. 1980 öncesinde de aynısı olmuştu. Devlet kaos içindeydi. Cumhurbaşkanı seçilemiyor, siyasi istikrar sağlanamıyor, halka güven verilemiyordu. Olan, memleketini sevenlerle dış mihrakların oyununa gelen aynı halkın iki gençlik grubunun kavgasına şahitlik etti. Çok kişi ziyan oldu gitti. Vatanı için kavga verenler de, uluslararas hesapların oyununa gelenler de perişan oldu. Bugün ülkenin geldiği durum hiç iç açıcı değil. İnsanlar dağlarda şehit olan evlatlarını dünden daha bir öfkeyle, dünden daha bir duyarlılıkla karşılıyor ve elleriyle toprağa veriyor. Büyük bir birikim yapıyor yaşananlar. Belki ilk kez şehit ailelerinden “vatan sağolsun”dan başka sözler duyuyoruz. Şehitlerimize yanıyoruz, halktaki hareketlenmeden endişeleniyoruz, şehit ailelerinin tepkilerindeki değişimi izliyoruz. Nasreddin Hoca’nın söylediği gibi “Hırsızın hiç mi suçu yok” diyenlere baştan şunu söyleyeyim ki, “baş suçlu hırsızdır” yani teröristler. Bu ülkenin evlatlarını toprağa gönderen, insanların evlerine ateş düşüren, halkı birbirlerine düşüren, devleti zaafa uğratmaya çabalayanlar elbette PKK’lı teröristlerdir. Ancak biraz da muhasebe yapmalı ve başka alanlara bakmalıyız. Dün yani 1980 öncesi gençler toprağa düşerken, halk “işinde-gücünde”ydi… PKK belası ortaya çıktığında, şehitler Anadolu’nun girmedik köşesi bırakmadığında halk yine “işinde-gücünde”ydi… Artık öyle değil… Her şehir cenazesi bir gösteriye, bir isyana, bir toplu haykırışa sebep oluyor. İnsanlar haklı olarak tepkilerini ortaya koyup, seslerinin yettiği kadar tepkilerini dile getiriyorlar. Kolay değildir bir gencini toprağa koymak… Kolay değildir kalleşçe katledilen askerin-polisin acısını savuşturmak… Kolay değildir yarınlarda gelecek diğer acıların korkusunu duymadan yaşamak… Kolay değildir yakınlarının perişan cenazeleriyle baş başa kalmak… Kolay değildir gelin almaya değil naaş almaya gitmek… Daha tahrik edicisi kolay değildir var olup olmadığından emin olunmasa bile bir “zafiyet” düşüncesini içinden kopartıp atmak… Ancak burada kalınmalıdır. İnsanların araçlarını taşlamak, evlerini basmak, sivillere zarar vermek doğru değil… Bizler yani Türkler ve Kürtler gerçekten kardeş iki toplumun fertleriyiz. Biz aslında biriz… Aynileşmiş, iç içe geçmiş, aynı acıyla yanmış, aynı sevinçle havalara uçmuş, aynı acıları yaşamış, yan yana hayat sürmüş, yan yana ölmüş, yan yana defnedilmiş insanlarız… Kız alıp kız vermişiz. Yani kan olarak da, can olarak bir olmuşuz… 35 yıldır sürüp giden bir kavgaya rağmen, binlerce hatta onbinlerce cenazeye rağmen birbirini kırmamış, incitmemiş insanlarız… Çoğumuz da masum ve çoğumuz da bu işlerden tiksinen, terörü desteklemek şöyle dursun, karşı durmuş insanlarız… Şimdilerde yaşanan tablo iç açıcı değil evet… Yüreği yanmış insanlar olarak sırf doğuludur diye masum insanlara zarar verme, korkutma, saldırma hakkı yoktur kimsenin… Otobüsleri taşlamak, dükkanlara saldırmak anlaşılamaz ve anlatılamaz işlerdir. Masum kimin soyu olursa olsun masumdur. Velevki teröristin akrabası olsun, masum masumdur. Bugün seyretmeye başladığımız film bizim yaşadığımız siyah-beyaz filmin renkli kopyasına çok benziyor. Derhal onu durdurmak gerek. Suç var mı? Var… Oyun da var ama… Kalleşlik var mı? O da var… Provokasyon da var ama… Herşeyi görevi başındaki devletin organlarına ve teşkilatlarına bırakın. İstihbaratıyla, polisiyle, askeriyle, adliyesiyle devlete bırakın. Hiç merak etmeyin, Demirel’in dediği gibi “devlet her zaman 18 yaşındadır”… Kardeşler birbirinin masum evlatlarını incitirse bunun faydası olmadığı gibi önlenemez ve sonu tahmin edilemez yerlere gitmek hayal olarak kalmaz. Öngörülemeyen günlere bizi son sürat götürmek isteyenlerin ekmeklerine yağ sürmeyelim… Bu aşamadan sonra siz akıllıca davranırsanız, bunlar hiç yaşanmamış gibi olacak. İşi bu hale getiren ve yukarıda Nasreddin Hoca’yı anarak “hırsız” dediğim PKK’dır elbette ama çanak tutan da siyasettir. Uzlaşmaz, anlaşmaz, bencil, hoyrat, akılsız, kibirli siyaset ülkeyi geriyor. Ey siyasiler!.. Sözüm size… İnsanlarımdan istediğim tavrı asıl siz göstermelisiniz. Yapıcı olun… Uzlaşın… Seçimi gerginlik unsuru olarak değil yumuşatma amaçlı kullanın… İnsanları sokaklara döken siyasetten ve zaaf izlenimi veren hadiselerden kaçının… Suçluları kısa zamanda yakalayarak veya etkisiz hale getirerek insanların, toplumun, milletin acısını sızısını kesin… Güzel listeler yapın… Devletini seven, vatanına aşık, milletine vurgun listeler yapın… Acıları anlayın ve devalar üretin… Bir araya gelin… Akıllı olun akıllı… Huzuru, hukuku, güvenliği, aklı, sadakati, adaleti… Herşeyi, ne lazımsa her şeyi önemseyin artık… Yoksa çok geç olabilir…

Feridun ÖNCEL

MİSİAD Genel Başkanı

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Başkan Yıldız’dan Diyanet Vakfına Kurban Bağışı
Başkan Yıldız’dan Diyanet Vakfına Kurban Bağışı
Harran Tıp Fakültesi Tüp Bebek’te Dünya Ortalamasını Yakaladı
Harran Tıp Fakültesi Tüp Bebek’te Dünya Ortalamasını Yakaladı